DOLAR
9,2620
EURO
10,7921
ALTIN
526,44
BIST
1.410
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Sağanak Yağışlı
26°C
Ankara
26°C
Sağanak Yağışlı
Pazar Sağanak Yağışlı
20°C
Pazartesi Sağanak Yağışlı
19°C
Salı Parçalı Bulutlu
19°C
Çarşamba Az Bulutlu
18°C

Yumuktepe Höyüğü, bugüne kadar 2 binin üzerinde eser verdi

MERSİN’DE GEÇMİŞİ 9 BİN YIL ÖNCESİNE DAYANAN VE 28 YILDIR KAZI ÇALIŞMALARI DEVAM EDEN YUMUKTEPE HÖYÜĞÜNDE BUGÜNE KADAR 2 BİNİN ÜZERİNDE ESER ELDE EDİLDİ.

Yumuktepe Höyüğü, bugüne kadar 2 binin üzerinde eser verdi
13.10.2021
A+
A-

MERSİN (İHA) – Mersin’de geçmişi 9 bin yıl öncesine dayanan ve 28 yıldır kazı çalışmaları devam eden Yumuktepe Höyüğünde bugüne kadar 2 binin üzerinde eser elde edildi. Yumuktepe’nin açık hava müzesi olması için kurul kararının çıktığını anımsatan Kazı Başkanı Prof. Dr. Isabella Caneva, milattan önce 7 binden milattan sonra 14. yüzyıla kadar kesintisiz yerleşim alanı olan Yumuktepe’nin bu anlamda çok özel bir yer olduğunu söyledi.

M.Ö. 7 binli yıllarda Neolitik Çağ’da yerleşim yeri olan Mersin’in merkez Toroslar ilçesindeki Yumuktepe Höyüğünde yaklaşık 2 ay önce başlayan bu yılki kazılar, hummalı şekilde devam ediyor. İtalya Lecce Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Isabella Caneva başkanlığında 25 kişilik ekiple gerçekleştirilen kazılar bu ay sonunda sona erecek. Bu yıl ilk kez höyüğün doğu kısmında da kazılar yapan ekip, neolitik ve kalkolitik dönemlere yoğunlaştı, ancak Yumuktepe’nin açık hava müzesi olması için kurul kararının çıkmasıyla çalışmanın yönü değişti. Şu anki çalışmalar, bir taraftan kalkolitik dönemdeki sur duvarları dışına çıkarken bir taraftan da bugüne kadar ortaya çıkarılan farklı dönemlere ait yapıların korunması ve ziyarete açılacak hale getirilmesi yönünde ilerliyor.

“Açık hava müzesi için yapılması gerekenlere yoğunlaştık”

Kazı Başkanı Prof. Dr. Caneva, bu yıl şu ana kadar gerçekleştirdikleri çalışmaları İHA muhabirine anlattı. Kazılara yaklaşık 2 ay önce başladıklarını belirten Caneva, normal kazıları devam ederken, höyüğün açık hava müzesi olma projesinin Adana kurul kararıyla onaylandığını söyledi. Bunun üzerine çalışmanın yönünü değiştirdiklerini dile getiren Caneva, “Açık hava müzesi için yapılması gerekenlere yoğunlaştık. Bu noktada en önemlisi koruma. Daha önce kazılmış alanlar, duvarlar veya profilleri korumak zorunda kaldık. Tabi daha çok bilimsel bakımdan küçük bir şey anlamak için yeter ama halka göstermek için daha geniş bir alan olması lazım. Burayı ziyaretçilere belli bir şekilde göstermek lazım; şimdi onu yapıyoruz” dedi.

“Bu sene savunma duvarlarının dışında çalışıyoruz”

Bu yıl farklı bir çalışma daha yaptıklarını kaydeden Caneva, “Her sene sur duvarlarının içinde kazı çalışması yapıyorduk ama bu sene bu duvarların dışında çalışma yapıyoruz. Katman katman farklı tarihlere ait savunma duvarları var burada. İlk kalkolitik döneme ait, M.Ö. 5 bin yılları, M.Ö. 3 bin yılında yeni bir duvar daha yapılmış. Şimdi onu arıyoruz ve bu kocaman bir duvar. Höyüğün en üstünden en aşağıya kadar iniyor bu duvar. İlk Tunç döneminde bütün tepenin taşlarla kaplanmış olduğunu düşünüyoruz. Kalkolitik döneme ait duvar da bunun içinde kalıyor. Zaten İlk Tunç dönemine ait yerleşim en üstte kalıyor ama duvarı en aşağıya kadar iniyor” diye konuştu.

“Yumuktepe’nin özelliği; kesintisiz yerleşim alanı olmasıdır”

Yumuktepe’nin tarih açısından önemine de değinen Caneva, “Yumuktepe’nin özelliği; kesintisiz yerleşim alanı olmasıdır. M.Ö. 7 binde başlıyor ve Ortaçağ’a 14. yüzyıla kadar devam ediyor. Bu çok özel bir durum. Tüm bu zamanlarda hem değişik yerleşim tipleri, malzemeler, çanak çömlek yapılıyordu hem de değişik toplumlar vardı. Tabi Neolitik toplum M.Ö. 7 binde, Ortaçağ ile hiç ilgisi yok. Bu önemli bence tarih olarak, çünkü aynı yerde aynı iklim, aynı çevrede tüm bu zamanda toplumun nasıl değiştiği, ekonomisi, merkezi yapısı ortaya çıkıyor. Bunlar, buluntulardan çok daha önemli” ifadelerini kullandı.

“Proje çok güzel olacak. Ben çok memnunum”

Kazı programının bu ay sonunda biteceğini dile getiren Prof. Dr. Caneva, açık hava müzesi projesinin de bir yandan başladığını, belediyenin altyapı çalışmalarına yakın zamanda başlayacağını söyledi. Proje tamamlandığında ziyarete gelen insanların, alanda dışarıdan duvarlar göreceklerini, yukarıdan da içini göreceklerini belirten Caneva, “Bu çok güzel. Bence proje çok güzel olacak. Ben çok memnunum” dedi.

“Şu ana kadar müzeye 2 binin üzerinde eser teslim edildi”

Duvarların dışını kazdıkları için kazılarda bu yıl çok az buluntu elde ettiklerini kaydeden Caneva, “Karışık toprak bölümlerin olduğu alanı kazdığımız için bu sene buluntular çok az ama geçen senelerden çok var. Şu ana kadar müzeye 2 binin üzerinde eser teslim edildi. Her dönemde önemli buluntular çıktı. Mesela Neolitik tabakalarda çok fazla taş mühür çıktı. Mühür, bürokrasi anlamına gelir. O zaman tam bürokrasi yoktu ama bir şekilde mülkiyet için işaret koymayı gösteriyor. Bu da bugüne kadar elde ettiğimiz buluntular içinde en önemlilerinden diyebilirim” şeklinde konuştu.